|
DALYAN'IN EN BÜYÜK
ZENGİNLİKLERİNDEN BİRİ OLAN KAUNOS ANTİK KENTİ'NİN
ORTAYA ÇIKARTILMASI VE ARKEOLOJİ PARKI HALİNE
GETİRİLMESİ, TÜRKİYE TURİZMİ VE ANADOLU KÜLTÜRÜ
AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİDİR. BUNU GERÇEKLEŞTİREBİLMEK İÇİN
YILLARDIR BÜYÜK BİR ÖZVERİYLE KAUNOS KAZILARINI YÜRÜTEN
BAŞTA PROF. DR. CENGİZ IŞIK OLMAK ÜZERE TÜM ARKEOLOJİ
EKİBİNE, KAZILARDA GÖREV ALAN BAŞTA DALAMAN AÇIK CEZAEVİ
HÜKÜMLÜLERİ OLMAK ÜZERE TÜM ÇALIŞANLARA DALYAN HALKI
ADINA ÇOK TEŞEKKÜR EDERİZ. |
| |
TARİHİ
SOLUMAK
İSTEMEZ MİSİNİZ ? |
|
| |
|
Antik çağlardan
kalan
tarih
kitaplarının
ve
yazıtların
pek
çoğunda
adı
geçen
Kaunos,
Dalyan'ın
tam
karşısında
bulunmaktadır.
Kaunos'un
varlığı
bilinmekte
ancak
nerede
olduğu
kanıtlanamamaktaydı.
Kaunos
Antik
Kenti'nin
yeri,
kesin
olarak
1842
yılında
İngiliz
Arkeolog
Hoskyn
tarafından
belirlenmiştir.
Hoskyn,
Dalyan'daki
harabelerde
bir
halk
meclisi
tableti
bulmuş,
bu
tablette
yazılanların
çözülmesiyle
buranın
Kaunos
olduğu
ortaya
çıkmıştı.

Kaunos'un
5
bin
kişilik
anfi
tiyatrosu,
bir
kaç
hasarın
dışında
hala
dimdik
ayakta.
Belgelenen
tarihi
2
bin
800
yıl
geriye
giden
Kaunos'un
çok
daha
eski
bir
yerleşim
yeri
olduğu
tahmin
ediliyor.
Yörede,
pek
çok
yerde
yontma
taş
devrinden
kalma
taştan
kesici
aletler
ve
ok
başları
bulunuyor.
Bulunan
belgeler
ve
kalıntılar,
Kaunos'un
bir
zamanlar
büyük
bir ekonomik
güç
ve
kendi
adına
para
basabilmiş
egemen
bir
devlet
olduğunu
ortaya
koymaktadır.
Kaunos'un
bağımsız
devlet
olduğu
dönemdeki
sınırlarını
belirleyen
İsviçreli
Arkeolog
P.
Roos,
bu
sınırları
şöyle
açıklamaktadır:
"Güneyde
Fethiye
Körfezi
ile
körfezin
kuzeyindeki
Krya
Antik
Kenti'nden
başlayıp
Fethiye'nin
35
kilometre
Doğusundaki
Tlos'a
kadar
uzanan
hat
ile
Batı'da
ise
Gökova
Körfezi'ndeki
Idyma
ve
biraz
daha
Kuzeyde
Ula'nın
batısındaki
Çamköy'e
kadar
uzanan
hat.
Bugünkü
anlatimla,
Muğla'nın
güneyindeki
düzlüklerden
başlayıp,
Muğla
ile
Antalya
arasındaki
dağlara
kadar
uzanan
sahil
şeridi,
Kaunos'un
egemenliği
altındaymış.
Bu
tarif
edilen
bölgenin
tamamında
Kaunos'un
tapınak
türü
kaya
mezarlarına
rastlanmaktadır.
Kaunos
bu
sınırları, İÖ
4.
Yüzyıla
kadar
korumuştur.
Daha
sonra
Perslerin
istilasına
uğramış
ve
egemen
devlet
olma
özelliğini
yitirmiştir.
Kaunos, Perslerin
istilasına
uzun
süre
direnen
2
kentten
biri
olmuştur
(Diğeri
Xanthos).
Kendilerine Kbid
adını
veren
Kaunoslular,
çok
defa
zamanın
egemen
devletlerine
yüksek
vergiler
ödeyerek
hür
bir
liman
kenti
olmayı
sağlamış,
hür
olmak
için
her
fedakarlığı
göze
alan
bir
toplumdu.
|
KURULUŞ EFSANESİ: HÜZÜNLÜ BİR AŞK ÖYKÜSÜ |
Kaunos'a adını veren kimdir?
Yunan mitolojisine göre, tanrıların tanrısı Zeus, Menderes Nehri kıyısında Tanrıça Leto'yu hamile bırakmıştır. Tanrıça Leto'nun ikizleri olmuştur: Apollon ve Artemis. Apollon'un oğlu Miletos da yıllar sonra büyük babası ile büyükannesinin seviştiği yeri bulmuş ve orada Milet kentini kurmuştur. Ülkesi'ni genişletmiş ve Karya adını vermiştir.
Karya Kralı Miletos'un da ikizleri olmuştur. Erkeğe Kaunos, kıza Byblis adı verilmiştir. Büyüdüklerinde Byblis, erkek ikizine aşık olur. Bu aşk, kardeş sevgisinin çok ötesindedir. Kız kardeşinin yasak aşkına karşılık vermeyen Kaunos, yanına dostlarını alarak ülkesini terk eder. Güneye giden Kaunos, şimdi kendi adıyla anılan yerde yaşamaya karar verir.
Kaunos'un gidişine üzülen Byblis, o kadar çok gözyaşı döker ki, hala Dalyan'da akan ve Calbis adı verilen pınarlar, o gözyaşlarından oluşmuştur. Hasrete dayanamayacak hale gelen Byblis, sonunda kendini bir kayadan aşağı atarak canına kıyar.
Tarihçi Ovidius da kentin kuruluşunu bu efsaneye bağlı kalarak anlatmıştır.
Bu mitolojik efsane Anadolu'da günümüze kadar yaşamın bir parçası olarak varlığını sürdürmüştür. Anadolu'nun pek çok yerinde akrabalar arası aşklardan hala 'Kaunoş aşkı' diye söz edilmektedir. |
|
|
|
| |
|
 |
|
| |
| |
KAUNOS'TA NELER GÖREBİLİRSİNİZ ? |
|
| |
|
Engebeli
bir
araziye
kurulu
antik
kentte,
görülebilecek
başlıca
yapılar
şunlardır:
Akropol
(kale
ve
surlar),
şehir
surları,
tiyatro,
kilise,
hamam,
depo,
çeşme,
agora,
stoa
ve
kent
içi
yolları,
tapınaklar
ve
kutsal
alan,
liman
ve
mezarlık.
Bunun
yanı
sıra
günümüze
ulaşamayan
askeri
liman,
tersaneler,
spor
merkezi,
konutlar
gibi
yapılar
ile
henüz
çıkartılmamış
toprak
altındaki
eserler
de
düşünüldüğünde,
antik
kentin
ne
derece
büyük
ve
önemli
bir
yerleşim
alanı
olduğun
anlaşılır.
Kendi
adına
para
bastıran
Kaunos'un
bir
dönem
bağımsız
devlet
olduğu,
çevresindeki
Pisilis
(Sarıgerme'de),
Sultaniye
(Köyceğiz
Gölü
kenarında)
ve
çevredeki
pek
çok
küçük
antik
kentin
kendisine
bağlı
olduğu
biliniyor.
Kaunos'ta
şimdiye
kadarki
kazılarda
mimari
eserlerin
dışında
çok
sayıda
heykel,
heykel
kaideleri,
sikke,
amfora,
alınlık
(diadem),
süs
eşyaları,
vazolar,
kandiller,
figürler,
çanak
ve
çömlek
bulunmuştur.
|
Dalyan'ın hemen karşısında bulunan Kaunos'a 3 şekilde ulaşabilirsiniz. Kolay olanı, kral mezarlarının hizasından karşı kıyıya sandalla geçmek. Burada Dalyanlı hanımların sahibi olduğu sandallar bekliyor ve Dalyan Kanalı'nda karşıdan karşıya yolcu taşıyorlar. Bu yolu seçerseniz, karşıya geçtiğiniz yerde kral mezarlarını yakından görebilirsiniz. Hatta kapı |
|
 |
açıksa
soldaki
gruba
tırmanabilirsiniz.
Kaya
mezarlarından
10
dakikalık
bir
yürüyüş
sizi
Kaunos'un
üst
girişine
götürür.
İkinci
yol
ise
tekne
ile
arkeologlar
evinin
yanına
gitmek.
Buradan
5
dakikalık
yürüyüşle
yine
üst
girişe
ulaşılır.
Ücüncü
yol
ise
tekne
ile
Dalyan
Su
Ürünleri
Kooperatifi'nin
büyük dalyanının
yanındaki
Kaunos'un
alt
giriş
iskelesine
gitmektir.
Kaunos'ta
gezebilecek
yerleri
gösteren
panolar,
ihtiyaçlarınızı
karşılayabileceğiniz
büfe,
WC
ve
kafeterya
bulunmaktadır.
Gezmekten
yorulursanız,
antik
tiyatronun
basamak
blokları
arasında
kök
salmış
asırlık
zeytin
ağaçlarının
gölgesinde
dinlenmenizi
ve
tarihi
solumanızı
öneririz.

Hala nasıl yapılabildiği anlaşılamıyor. |
|
Kaunos'taki kazıları yöneten Prof. Dr. Cengiz Işık, "Kaunos" adlı kitabında kendisini Kaunos'ta kazılara 2 şeyin özendirdiğini, bunlardan birinin kral mezarları, diğerinin ise kent surları olduğunu yazar. Surlar, Kaunos'un batısında antik limandan başlayıp, topoğrafik yapıya uyarak bazen keskin, bazen yumuşak dönüşler yaparak Balıklı Dağı'nın zirvesine kadar ulaşır. Bu surların, Kaunos'u karadan gelecek saldırılara karşı koruduğu anlaşılmaktadır. |
Anlaşılamayan
ise
binlerce
yıl
önce
orada
o
surların
hangi
teknoloji
kullanılarak
yapıldığıdır.
Yer
yer
genişliği
4
metreyi
bulan
surlar
taşlar
yontularak,
birbirine
geçirilerek
harçsız
olarak
yapılmıştır.
Surların
yapıldığı
bölge,
çalışmanın
zor
olduğu
sarp
bir
yerdir.
Bu
kayaların
oraya
nasıl
taşındıkları,
hangi
teknoloji
ile
yontuldukları,
metrelerce
yüksekliğe
nasıl
çıkartılarak
örüldüğü
hala
anlaşılamamaktadır.
Bu
surların
üzerinde
sadece
bir
kapı
vardır.
Kaunos'un
bu
en
önemli
tarihi
eserleri,
ören
yerinden
biraz uzakta
olmaları
yüzünden
gezilememekte,
Kaunos'a
bir
kaç
saatliğine
getirilen
yaz
konukları,
bunları
göremeden
gitmektedirler.
|
AKRAPOL (Kale ve şehir içi surlar) |
Kaunos'ta kale, kentin doğusundaki dik ve 152 metre yüksekliğindeki tepededir. Bu tepeden bütün antik kent, Dalyan, İztuzu Kumsalı, Dalyan ve Akdeniz arasında uzanan deltanın tamamı, tarlalar, bahçeler ve ormanlar görülür. Kalenin bulunduğu tepenin Doğu ve Güney yamaçları uçurumdur. |
|

Surlar ve kaleler, kentlerin hayat hikayesi gibidir.
|
Kaleye
antik
tiyatronun
yanındaki
patikadan
çıkılır.
Kaleyi
kuşatan
çift
sıra
surların
ilk
defa
MÖ
5.
Yüzyıl'da
yapıldığı
belirlenmiştir.
Surlarda
bulunan
kapılar,
mazgal
delikleri
ve
siperlikler kalenin
her
çağda
çeşitli
onarımlar
gördüğünü
kanıtlamaktadır.

|
Kaunos'tan günümüze uzanan, onun ihtişamını ortaya koyan eserlerden biri de tiyatrosudur. O devirde 5 bin kişilik muhteşem bir tiyatro.
Doğu tarafından Akrapol tepesine yaslanmış tiyatro, plan olarak Helen tiyatrolarının geleneğini sürdürüyor.

Hayranlık uyandıran tiyatro |
|
Antik tiyatro sahne, oyun yeri ve oturma sıraları olmak üzere 3 bölümden oluşuyor. 75 m çapında ve mükemmel akustik için 27 derecelik açı ile dairesel olarak yükseliyor. İzleyiciler bölümü, 8 merdiven ile 9 oturma dilimine ayrılmış. Her bir oturma dilimi 33 oturma sırasına sahip. Bu sıralar, bütün seyir bölümünü yatay olarak bölen yürüme koridorları ile iki bölüme ayrılıyor.
Doğrudan yürüme koridoruna açılan |
beşik tonozlu iki geçiş var. Bu geçişler Roma dönemi karakteri taşıyor. Orkestranın önüne yerleştirilen sahne binası yan mekanları ile birlikte 38,5x10,40 boyutunda. Zamanında iki katlı imiş.
Tiyatronun izleyici giriş tünelinin hemen solunda bir bölüm yıkılmıştı. Arkeologlar, bunun nedenini uzun süre aradılar ve sonunda buldular. Burada bir çeşme yer alıyordu ve su zamanla zemini zayıflatarak tiyatronun duvarının çökmesine neden olmuştu. Burası da onarılarak tiyatro daha da sağlam hale getirilecek.
|
Bugün tiyatro, sahne ve bazı oturma sıraları hariç genelde iyi durumda.
Bozulan sıralar ağaç oturaklarla düzgün hale getirildi ve binlerce yıllık antik tiyatro, zaman zaman muhteşem konserlere ev sahipliği yapıyor.
Tiyatroyu ziyaret edenler, oturma sıralarının arasında kendiliğinden yetişen zeytin ağaçlarının gölgesinde tarihi soluyorlar. |
|

Mistik bir ortamda müzik dinleme zevki...
|
|
|
ANADOLU'DA İLK VE TEK KUBBELİ KİLİSE |
Ören
yeri
girişinden
tiyatroya
giden
yolun
sağında
güzel
bir
kilise
vardır. Buraya
Büyük
Kilise
adı
verilir.
Kaunos'ta
bu kilisenin
varlığı,
buranın
Roma
döneminde
de
önemini
koruduğunu
göstermektedir.
 |
|
Bu kilisenin en önemli özelliği ise Anadolu'da bulunmuş ilk kubbeli kilise olmasıdır. Henüz başka bir örneği de yoktur.
Kilisenin 5. Yüzyıl'da, ya da daha sonraki dönemlerde yapıldığı sanılmaktadır. Bir giriş ve üç bölmeden oluşmaktadır. Giriş Batıda, kutsal yön Doğudadır. Kilisenin çevresinde bulunan mezarlar ve eski binalar temizlenerek kilisenin yapısı ortaya çıkartılmıştır. |
|
Anadolu'da bulunan Roma hamamları içerisinde en iyi durumda olanlardan biridir. Hamamda soyunma yeri, soğukluk, ılıklık, sıcaklık ve masaj yeri, ısınma sistemi ve havuz gibi bölümler onarılmaktadır. Hamamın en güzel ve etkileyici cephesi, bol pencereli olan Güney cephesidir. Bu pencereler, kente ve limana hakimdir. |
|

|
Kaunos'ta
bulunan
yazıtlardan,
hamamın
doğusundan
kiliseye
kadar
uzanan
alanda
bir
spor
okulunun
varlığı
biliniyor.
Burada
güreş
yapıldığı
ve
diğer
sporlarla
ilgili
eğitim
verildiği
sanılıyor.
Geniş
bir
alanı
kapsayan
spor
okulundan
günümüze
fazla
bir
şey
kalmamıştır.

Tapınaklardan en çok bilineni: Teras Tapınağı |
|
|
TAPINAKLAR VE KUTSAL ALANLAR |
Aklının ermediği, gücünün yetmediği her şeyi tanrısallaştıran ve onlara tapan antik çağ toplumları gibi Kaunoslular da çeşitli dönemlerde çeşitli tanrılara tapmışlardır. Tanrıları için kentin çeşitli yerlerinde tapınaklar, sunaklar ve kutsal alanlar kurmuşlardır. Son kazılar ortaya çıkartmıştır ki, çeşitli dönemlere ait tapınaklar bazen aynı yerde üst üste bulunmaktadır. |
Kaunos'ta bulunan bir yazıtta Apollon, Posedion, Artemis ve Aphrodite adları geçmektedir. Herodot ise Kaunosluların yabancı tanrılara değil kendi tanrılarına taptıklarını yazmıştır.
Kaunoslular, bazen bir taşa tapmışlar, bazen kılıçlarını çekip yabancı tanrıları kovalamışlardır! Bu konuda daha fazla bilgiyi aşağıda "Tanrı kovalayan bir toplum" başlığı altında okuyabilirsiniz. |
|
Kaunos'ta yeterince kazı yapılamadığı için şimdilik sadece bir agora bilinmektedir. Bu da şimdi Sülüklü Göl olan antik ticaret limanının hemen yanındadır.
Kazılara başlanıldığından bu yana her yıl bir bölümü kazıldığı halde, henüz dörtte biri ortaya çıkartılabilmiştir. Kentin en hareketli yeri olduğu tahmin edilen bu bölgedeki kazılarda, çok sayıda anıt, yazıtlı blok ve heykel kaideleri bulunmuştur. Agoradaki heykellerin hiç biri bulunamamıştır. |
|

K.Messmer'in hayal ve fırçasıyla Kaunos Agorası...
|
|
 |
|
|
STOA (Alışveriş ve Toplantı Merkezi) |
Liman Agorası'nın kuzeyinde 94 metre uzunluğundaki staoda pek çok anıt bulundu. Bunlardan tamamen mermerden yapılmış 2 metre yüksekliğinde ve 13 metre 20 santim uzunluğundaki Quintus Vedius Capito Anıtı en büyükleridir. Ailesi adına anıt yaptıran kişi Capito, Kanuos'un baş tanrısı Basileus Kaunios ve şimdi Sultaniye Kaplıcası'nın bulunduğu yerdeki Leto Tapınağı'nın rahibidir. Anıtın üzerinde heykeller de olması gerekirdi. Heykellerin |
anıta bağlantı
yerleri
görülmektedir
ama
heykeller
bulunamamıştır.
Staoda
ortaya
çıkartılan
anıtlar
arasında
Şükran
Anıtı,
Bağış
Anıtı,
Licinius
Murena Anıtı,
Bağış
Kumbarası
ve
Liman
Çeşmesi
dikkati
çekmektedir.
Liman
Çeşmesi,
Gümrük
Nizamnamesi
nedeniyle
ayrıca
önem
taşımaktadır.
Biz
burada
kısaca
Şükran
Anıtı'ndan
söz
edelim.
|
Kaunos'ta ve başka yerlerde ele geçen yazıtlardan, yöredeki pek çok toplum gibi Kaunosluların da Rodoslulardan nefret ettiklerini öğreniyoruz. Staoda ortaya çıkan Şükran Anıtı'nda şöyle yazmaktadır:
"İyilik ve yararlılığının karşılığı olarak Kaunos halkı bu heykeli Roma halkını temsilen dikti."
Yani, Kaunoslular Rodoslulara karşı kendilerini koruyan Roma'ya teşekkür ediyor. Bu anıtın aynı, İÖ 188 veya 168'de Sisam Adası'nda da dikilmiş. 7 metre 40 |
|

Şükran Anıtı'nın taç bloğu
|
santim
yüksekliğindeki
bu
anıtın
üzerinde
ise
Roma
halkını
temsil
eden
dev
bir
heykel
yer
almaktadır.
Kaunos'ta
anıt
bulunmuş
ama
heykel
ortada yoktur.
|
1969 öncesi çalılıklar arsında dağınık vaziyette bulunan taşlardaki yazılarda "gümrük" kelimesinin geçmesi nedeniyle bunların bir gümrük binasının kalıntıları olduğu zannedilmişti. Daha sonra yapılan kazılar ve incelemeler sonucu, taşların anıtsal bir çeşmeye ait olduğu ortaya çıktı. Bu çeşme, eksik parçaları yenileriyle tamamlanarak tamamen ayağa kaldırıldı.
 |
|
İncelemeler sonucu bu çeşmeye suyun kuş uçumu 4 kilometre uzaklıktaki Ölemez Dağı'nın Deregözü mevkiinden geldiği belirlendi. Çeşmenin antik limana bakan batı yüzündeki bloklar ise Kaunos'un Gümrük Nizamnamesi yazılmış. Bu nizamnameye göre Kaunoslular, denizden ticareti arttırmak için çeşitli teşvikler uygulamışlar. Büyük bir ihtimalle bu nizamnamenin ilan edildiği dönemde Kaunos Limanı'nın önünde İztuzu Kumsalı oluşmaya ve |
kaptanlar limana girmekte nazlanmaya başlamış olmaları gerekir. Karadan ticaret ise teşvik edilmemiş. |
|
Kaunos'ta Küçük Kale'nin Kuzaybatısı ile antik liman arasındaki bölgede köylüler mermerden bir aslan heykeli buldu. Heykel, Köyceğiz meydanına dikildi. Aslan heykelinin bulunduğu yerde yapılan kazılarda ise çok değerli eserler ele geçirildi.
Suyun altında kaldığı için henüz ana kayaya kadar sondajı yapılamayan ve kazısı tamamlanamayan bölgede kare şeklinde bir temel ortaya çıkartıldı. 7 metre 80 santime 7 metre 85 santim ebadındaki temelde, başka yapılardan devşirme mermer bloklar kullanıldığı anlaşıldı. Temelin çevresinde yapılan kazılarda ise çeşitli parçalar, sütunlar, heykeller bulunmuştur. |
|

|
Bulunan
yapı
elemanlarından
alt
temelin
kare
şeklinde
olmasına
rağmen
üst
yapının
yuvarlak
olduğu
ortaya
çıkmıştır.
İon
başlıklardan
ve
diğer
parçalardan
yapı
İÖ
1.
Yüzyıla
tarihlendi.

Birbirine geçmeli 4 parçadan oluşan anıt tavanı |
|
Bulunan parçalardan eksikler var. Özellikle sütunlar ortada yok. Buna rağmen bulunanlarla, yapının nasıl olduğu ortaya çıktı.
Alttaki temel 3 basamaklı. Her basamak 30 santim yüksekliğinde. Temelin üzerindeki bütün parçalar mermerden ve çok iyi bir işçilikle işlenmiş. Temelin üzerinde önce yuvarlak bir platform yer alıyor. Bu parçaların tamamı bulundu. Yuvarlak platform 8 parçadan oluşuyor. Bunun üzerinde yine 8 parçadan oluşan sütunların dikildiği mermer pervazı var. |
Üst
yapının
bütün
parçaları
kenet
ve
dübellerle
birbirine
bağlanmış.
Yivsiz
8
sütunun
yükseklikleri
3
metre
65
santim.
Onların
üzerinde
de
14,5
santim
yüksekliğinde
birer ion
başlığı
bulunuyor.
|
Anıtın sütunlara yerleşen tavanının yan elemanlarla birlikte çapı 3 metre 80 santim. Tavanın ana parçaları 4 adettir ve dıştan yuvarlak kesimli.
Bundan böyle zorunlu olmadıkça kazı yapmayacaklarını açıklayan Prof. Dr. Cengiz Işık, ortaya çıkartılan eserleri ayağa kaldıracaklarını ve Kaunos'u Arkeoloji parkı haline getireceklerini açıklamıştı.
Roma döneminde bir Anadolu geleneği olarak sürdürülen anıt mezar geleneğinin örneği olduğu sanılan bu anıt ayağa kaldırıldığında Kaunos, muhteşem bir esere sahip olacak. Belki de siz ziyaret ettiğinizde, bu eser restore edilmiş olacak. |
|

Anıt böyle idi. Kaunos kitabından.
|
Kentin
Batısında
Çandır
Köyü
tarafındadır.
Ticaret
limanın
önünün,
tehlike
anında
Küçük
Kale
ile
Çömlekçi
Tepesi
arasında
zincir
çekilerek kapatıldığı
sanılmaktadır.
Çevrede
mezarlar,
yukarda
anlatılan
kent surları,
Batı
Kale
ve
Batı
Kapısı
yer
alır. Buradaki
kalenin
3.
Yüzyıla
ait
olduğu
sanılmaktadır.
Kaunos
Antik
Kenti,
tiyatronun
sol
tarafından
Dalyan
Deltası'na
bir
dil
gibi
uzanmaktadır.
Bu
yarımadanın
sol
tarafında
bugün
tamamen
dolu
olan
liman
askeri
amaçla
kullanılıyordu.
En
yüksek
noktası
50
metre
olan
bu
yarımada
tepede
çeşitli
kalıntılar
bulunmaktadır.
Üst
noktalarında
her
dönem
kutsal
alan
olarak
kullanıldığı
tahmin
edilen Demeter
Terası
ve
Küçük
Kale
bulunmaktadır.
Gözetleme
ve denizden
gelecek
saldırılara
karşı
savunma
amaçlı
kurulan
Küçük
Kale,
bir
surla Akrapole
de
bağlı
idi.
Kazılar
sırasında,
stoanın
arkasındaki
terasta,
Erken
Bizans
dönemine
ait
bazı
ev
temellerine
rastlanmıştır.
Antik
kentin
asıl
konut
alanının
kutsal
tapınak
alanından
Kuzey'e
ve
Batı'ya
uzanan
bölge
olduğu
tahmin
edilmektedir.
Konutları
ortaya
çıkartmak
için
henüz
bir
çalışma
yapılmamıştır.
|
|
|
| |
|
 |
|
| |
| |
KİMSENİN GÖREMEDİĞİ MUHTEŞEM
ESERLER |
|
| |

Prof. Dr. Cengiz Işık, Hocası Prof. Dr. Baki Öğün anısına diktirdiği mermer sütunun yanında. |
|
Kaunos'un tarih boyunca korunamadığını ve sürekli soyulduğunu bildiren Prof. Işık, topoğrafik yapısının tamamen ortaya çıkartılmasına izin vermediğini de söylüyor. Gerçekten de Kaunos, bir teraslar kenti ve bir bölümü ise sular altında kalmış. Bir temelin altından başka yapıların temelleri çıkıyor.
Şimdiye kadar çıkartılanların ayağa kaldırılmasının dahi büyük başarı olduğunu belirten Prof. Işık, 2001 yılında hocası Prof. Baki Öğün'ün de imzasına yer vererek "KAUNOS-35 yıllık Araştırma Sonuçları(1966-2001)" adlı bir kitap yayınladı.
Bu kitapta Kaunos'ta bulunan ancak şimdiye kadar hiç görmediğimiz bazı eserlerin fotoğrafları yer alıyor. Ancak fotoğrafların yayınına izin verilmediği için burada kullanamadık. |
Kaunos Antik Kenti hemen Dalyan'ın karşısında. Ama Dalyan'da ne bir müze, ne de tek bir tarihi eser var! Bir aslan heykeli Köyceğiz'de. Diğer eserlerin Ankara, Fethiye ve Bodrum müzelerinde olduğu söyleniyor.
Dalyan imar planında 1989 yılında boşaltılan PTT binası müze olarak belirlenmiş. Bu eserler bulundukları yere en yakın yerleşim alanında sergilenmesi en doğru karar olacaktır. Böylece, Dalyan'ı her yıl ziyaret eden yüz binlerle ifade edilen konuklar da bu eserleri görebilme imkanına kavuşacaktır.
|
KARCANIN ŞİFRESİ NASIL ÇÖZÜLDÜ ? |
Kaunos kelimesinin Helencede bir anlamı yoktur. Likya yazıtlarında Kaunos'tan Ksibde adıyla söz edilir. Kaunos çevresindeki diğer kentlerdeki yazıtlarda ise Kaunos'un adı Kbid olarak geçer.
|
Aslen Bodrumlu olan tarihçi Heredot, Kaunosluların kendilerini Giritli olarak tanıttıklarını ama kendisinin bunların yerli halk olduğuna inandığını söyler. Heredot, Kaunosluların yaşam tarzı ve dil olarak Karya'nın etkisinde kaldıklarını, ya da tersi olduğunu söyler.
Gerçekten de Kaunosluların dili Karcaya benzemektedir. Alfabeleri de Karcayla uyumludur. Sadece 5 harfleri farklıdır.
Yakın zamana kadar Karca çözülemediği için Kaunosça da anlaşılamamaktaydı.
Kaunos kazılarını yürüten Prof. Dr. Cengiz Işık, Karcanın ve Kaunosçanın şifrelerinin çözülmesini Kaunos adlı kitabında şöyle açıklıyor:
"1996 yılı Temmuz ve Ağustos ayları, Kaunos öreninde araştırmalarını sürdüren bizler için anlamlı günlerdi. 30 yıllık dönem geride kalmıştı çünkü. Bu özel kazı mevsiminin bir festival ile kutlanılması hazırlıkları sürerken, bir armağan da Kaunos'un kendisinden gelmişti bize: Karca ve Grekçe olarak iki dilde yazılmış bir stel.(Sağda) Öyle bir armağandı ki bu, yalnızca arkeologları heyecanlandırmakla kalmamış, özellikle dilbilimcilerini kendine ulaşabilme yarışı içine sokmuştur." Grekçe bilindiği için bu stel sayesinde Karca ve biraz farklı olan Kaunos dili de çözüldü. |
|

|
Dil çözülünce Kaunosluların kentleri için "Kbid" adını kullandıkları da kesinlik kazandı. Paralarında yer alan K ve B harflerinin ne anlama geldiği de ortaya çıktı.
Amasyalı tarih ve coğrafyacı Strabon, Kaunos'un bir yarımada üzerinde kurulu olduğunu, önü açılıp kapanabilen bir limanları bulunduğunu, tuz, tuzlu balık ve köle ticareti yaptıklarını ve varlıklı olduklarını yazar.
Xanthos'taki yazıtlardan da Kaunosluların kahraman ve varlıklı insanlar olduklarını öğreniyoruz. Kaunos'taki kazılarda da en alttan çıkan tüm yapılar, bu zenginliği yansıtıyor. Ancak, limanın önünün dolmasıyla kentin fakirleştiği, sonraki yapılaşmadan da anlaşılıyor. Son dönemlerdeki yapılarda daha çok 'devşirme' denen eski yapı taşları kullanılmış. Heykel kaideleri bile temel taşlarının arasında bulunabiliyor.
Antik çağda Kaunos'un tuzunun çok değerli olduğunu biliyoruz. Kaunos'ta üretilen tuz, o dönemlerde göz merhemi olarak da kullanılıyormuş. Bu tuzun üretildiği tuzla, onlarca yıldır aranıyordu ama bulunamıyordu. Son yıllarda tesadüfen bulundu ve Türkiye'deki ilk antik tuzla olarak kayıtlara geçti. Bu tuzlanın bulunma hikayesini İztuzu bölümünde okuyabilirsiniz. |
Pers generali Harpagos, İonya'yı ele geçirdikten sonra MÖ 545'te Karya, Kaunos ve Likya'ya saldırır. Diğerleri teslim olurken, özgürlüklerine düşkün olan Kaunoslular ve Xanthoslular uzun süre karşı koyarlar. Ama karşılarındaki güç çok büyüktür. Persler kentlere girdiklerinde büyük bir katliamlar yaparlar. Kaunoslular, her defasında Perslere karşı mücadelenin ön saflarında yer almışlar ve her yenilgiden sonra kentleri yakılıp yıkılmıştır.
Sonunda Attika-Delos Deniz Birliği'ne katılmak zorunda kalmışlar ve büyük vergiler ödemişlerdir.
Kentin MÖ
377'de Karya
Satrabı
Mausolos'un
yönetimine
girdiğini ve
büyük bir
imar
hareketinin
başladığını
görüyoruz.
Perslerin
tahribinin
izleri
silindikten
hemen sonra
bu defa da
kent Büyük
İskender'in
işgaline
uğramış.
Ancak,
İskender
Kaunos'a
zarar
vermeden
satrabın
kızkardeşi
Prenses
Ada'ya
armağan
etmiştir!
İskender'in
ölümünden
sonra
Kaunos'ta
çalkantılı
bir dönem
yaşandığını
biliyoruz.
Kenti ele
geçirmek
isteyen
generaller
arasında sık
sık
çatışmalar
çıkmış ve
yönetim çok
defa el
değiştirmiştir.
Güçsüzleşen
kent,
sonunda
Bergama
Krallığı'na
bağlanmak
zorunda
kalmıştır.
Romalılar
bölgeyi ele
geçirdiklerinde
Kaunosluların
nefret
ettikleri
Rodos'a
bağladılar.
Kaunoslular
itiraz
ettiler ve
MÖ 129'da
Roma'nın
Asya Eyaleti
içinde
bağımsız bir
kent haline
geldiler.
Tabii bunun
için yüklü
vergi
ödediler.
Kaunoslular
özgürlüklerine
o kadar
düşkündüler
ki, bağımsız
olabilmek
için zaman
zaman çok
ağır bedel
ödedikleri
görülüyor.
Kayıtlardan,
Attika-Delos
Deniz
Birliği'ne
10 talent
gibi o devir
için çok
büyük para
ödediklerini
öğreniyoruz.
Roma'dan
sonra Bizans
döneminde de
bedelini
ödeyerek
Myra
Metropolitliği'ne
bağlı
bağımsız
kent
statüsünü
korumuşlar.
|
TANRILARI KOVALAYAN BİR HALK |
Kaunoslular,
yaşadıkları
döneme
bakıldığında
çok ilginç
bir halk.
Gizemlerini
çözmek çok
güç. Her
ortaya çıkan
yeni bir
belge ve
bilgi,
onları
daha da
ilginç hale
getiriyor.
Kaunosluların
paralarının
çoğunda üzüm
salkımı
figürü yer
alır. Üzümün
olduğu yerde
mutlaka
şarap da
bulunur.
Homeros,
yaşam
tarzları ve
inanışları o
dönemdeki
diğer
toplumlardan
farklı olan
Kaunosluları
şöyle
anlatıyor:
"Görenekleri
bakımında
diğerlerinden
olduğu kadar
Karyalılardan
da
uzaktırlar.
Bunlarda
içki alemi
tertiplemek
geleneği
vardı. Ancak
bunu
yaparken
erkek,
kadın, çocuk
ve ayrıca
yaş ve
arkadaşlık
ilişkileri
de dikkate
alınırdı.
Kendilerine
yabancı olan
tanrılar
için bir din
uyarlamışlar,
ama sonradan
vazgeçmişler.
Yaşlılar,
yalnız
babalarının
tanıdıkları
tanrılara
tapmayı
kararlaştırmışlardır.
Bunun
üzerine
ülkenin
gençleri
silâhlanmışlar,
bu
tanrıları,
havaya kılıç
sallayarak
Kalynda
sınırına
kadar
kovalamışlardır.
Bunu
'Yabancı
tanrıları
işte böyle
kovaladık'
diye
anlatırlar.
Bu ulusun
gelenekleri
böyledir.” |
|

|
Kaunosluların
paralarının
çoğunda
tanrılardan
haber
getiren
melek
olduğuna
inanılan
İris figürü
yer
almaktadır.
Ancak ilginç
bir şekilde
İris'in
baktığı yön
ile koştuğu
yön
farklıdır.
Acaba bu,
Homeros'un
anlattığı
tanrıların
kovalanması
olayını mı
tasvir
etmektedir?
Canlı
tanrıları
(!)
kovalayan
Kaunoslular,
acaba
atalarının
bir
taşa
taptıklarını
biliyorlar
mıydı?
Hamam
binasının
Güneybatısı'ndan
başlayıp
kent
merkezine
inen
kaldırım
taşları
döşenmiş
yer
yer
basamaklı
kutsal
yolun
solunda
geniş
bir
düzlük
yer
alır.
Bu
alan
kazılar
başlamadan
önce
tamamen
dikenli
çalılarla
kaplı
bir
yamaç
görünümündeydi.
Çalılar
temizlenince,
toplama
taşlarla
yapılmış
bir
kilisenin
temel
kalıntıları
bulundu.
Arkeologlar,
bu
kalıntının
altında
başka
bir
yapının
varlığını
fark
ettiler.
Üstteki
kilisenin
taşları
temizlendiğinde
ortaya
şimdiki
Teras
Tapınağı
çıktı.
Bizans
döneminden
mezarların
da
bulunduğu
Teras
Tapınağı'nın
at
nalı
şeklindeki
mermerden
ve
sütunlu
ana
tapınak
bölümünün
içinde
bir
başka
yuvarlak
ve
sütunlu
alan
daha
vardı.
Bu
bölümün
sütunlarının
arasının
duvarla
örüldüğü
ve
girişi
olmadığı
belirlendi.
Bunun
anlamı,
burası
tanrılara
veya
bir
tanrıya
adanmış
kutsal
odaydı.
Bir
tarafında
oturma
yerleri
gibi
basamaklar
bulunan
bu
yuvarlak
bölümün
tam
ortasında
da
leylak
rengi
mermerden
bir
sunak
bulunuyordu.
Sıra
tapınağın
yaşını
belirlemeye
geldi.
Tapınağın
önünde
Dor
tarzı
sütunlu
galerilerle
çevrili
terasın
Kuzeydoğu
köşesindeki
sütun
kalp
şeklindeydi.
Bu
tür
sütunlar
en
eski
İÖ
3.
Yüzyılda
görülüyordu.
Kazılar
sırasında
tapınağın
sağ
köşesinde
kayalık
alanda
bir
Augustus
sikkesi
bulunmuştu.
Zeminde
bulunan
seramik
parçaları
da
incelendikten
sonra
tapınağın
İÖ
1.
Yüzyılda
yapıldığına
karar
verildi.
Burada
kullanılan
mermer
ve
taşların
orijinal
olmadığı,
başka
yapılardan
devşirildiği
belirlendi.
Büyük
bir
ihtimalle,
bu
tapınağın
altında
da
başka
tapınaklar
olmalıydı.

Kaunosluların taptıkları kutsal
taş. |
|
Tapınağın altını araştırmak ve dolgusunu tarihleyebilmek için sunağın hemen yanından sondaj çukuru açılmaya başlandı. Çok geçmeden büyük bir sürprizle karşılaşıldı.
Tapınağın zemininden yaklaşık 6,5 metre aşağıda ana kayaya oturtulmuş yaklaşık 3,5 metre yüksekliğinde bir monolit (Gökten geldiğine ve tanrıyı temsil ettiğine inanılan taş) ortaya çıktı. Çok az yontularak düzeltilmiş piramit şeklindeki taş ikiye ayrılmış olarak bulundu. Alt parça ana karaya oturduğu yerde duruyordu ama üst parça Güney yönüne doğru yatmıştı.
Kayanın tabanının çevresinde kül artıkları, hayvan kemikleri, çok sayıda seramik parçaları ve renkli çakıllar bulundu. Bunlar bu kayanın bir tanrının simgesi olduğunun kanıtlarıydı. Burada bulunan siyah seramiklerin İÖ 4 veya 5. Yüzyıla ait oldukları anlaşıldı.
|
Kayanın çevresinde yapılan incelemede, zaman içinde kayanın
çevresinde
girişi
olmayan
bir
duvar
örüldüğünü
ortaya
çıkarttı.
Büyük
bir
ihtimalle
bu
duvar
kutsal
taşı
Kuzey
yönünden
kayan
topraktan
korumak
amacıyla
yapılmıştı.
Zamanla
bu
duvarın
çevresi
de
toprakla
dolmuş,
insanlar
yine
de
kutsal
taşı
görebilmişlerdir.
Son
adak
kalıntıları,
taşın
üst
seviyesinin
40
santim
kadar
altında
bulunmuştur.
Kutsal
taş
tamamen
toprakla
kaplanınca
üstüne
yeni
tapınaklar
yapılmıştır.
Ama
her
defasında
sunak
kutsal
taşın
tam
üzerine
gelmiştir.
Bu
taşın
hangi
tanrının
simgesi
olduğu
hala
tam
net
değildir.
Kimi
temsil
ediyor?
Kentin
kurucusu
Kaunos'u
mu?
Kaunos'un
baş
tanrısı
olduğu
sanılan
Basileus
Kaunios'u
mu?
Zeus'u
mu?
Apollon'u
mu?
En
kuvvetli
ihtimal,
Kaunios'u
simgelemesidir.
|
KUTSAL TAŞ MI ? ANFORA MI ? |
Letoon'da bulunan Likçe, Aramice ve Grekçe bir yazıtta Kaunoslulardan ve Basileus Kaunios'tan söz edilmekteydi. Sonradan ele geçirilen pek çok yazıtta ve Mısır papirüslerinde de Kaunios adı geçmektedir. Bu kayıtlardan bazılarına göre Kaunios'un bir tanrı olduğu anlamı çıkmaktadır. Bazılarına göre ise bir kraldır. Belki de tanrılaştırılmış bir kral! Hatta Kaunios, kentin kurucusu Kaunos bile olamaz mı?
Prof. Dr.
Işık, Kaunos
paralarının
arka yüzünde
yer alan
piramide
benzeyen
şeklin
bulunan
kutsal taşı
simgelediğini
tahmin
ettiğini
söylüyor.
Oysa daha
eski
paralara
bakıldığında
piramide
benzer
şeklin 2
kulpunun
bulunduğu, 2
tarafında da
2 üzüm
salkımı
bulunan
anfora
olduğu
görülüyor.
Homeros'un
sık sık içki
alemi
yaptıklarını
söylediği
Kaunosluların
paralarına
kutsal taş |
|

|
yerine şarap
simgesini
koymaları
daha
mantıklı
olamaz mı?
Paralardaki
K ve B
harflerinin
Kaunos'un
yerel adı
Kbid'in ilk
2 harfi
olduğu
kesin. Acaba
piramit
neyin
simgesi?
Aslında
Kaunos'la
ilgili
yazılabilecek
daha çok şey
var. Ama en
iyisi
Kaunos'u
ziyaret
etmek,
yeterli
zaman
ayırarak
tarihi
yerinde
solumak.
|
|
|
| |
|
 |
|
| |
|
|
|