İnsanlardan her türlü kötülüğü
görmelerine rağmen, onlara her zaman dostça yaklaşan bu sevimli
yaratıklar, yiyecek peşinde hemen hemen dünyanın tüm denizlerini
dolaşıyorlar. 1980'li yıllarda İztuzu Kumsalı'na yumurtlayan ve
Ayşe adı verilen kaplumbağanın sağ yüzgecine yüzük şeklinde
bir künye takılmıştı. Bir yıl
 |
|
kadar sonra Ayşe'nin Meksika Körfezi'nde balıkçı ağlarına takıldığı, yüzeye çıkıp nefes alamadığı için öldüğü haberi geldi.
2008 yılında da Türkiye1 adı
verilen bir dişinin sırtına uydu vericisi takıldı. İlk 2 ay
Dalyan çevresinden ayrılmayan Türkiye1, daha sonra Akdeniz'e
açıldı. En son uydu bağlantısı Tunus sahillerindeyken
sağlanabilen Türkiye1'den daha sonra haber alınamadı. |
ORTALAMA 70 YIL
YAŞIYORLAR
Caretta Caretta'ların doğada o
kadar çok düşmanları var ki, eğer yaşama şansı bulabilirlerse 70
yıl kadar yaşıyorlar. Boyları 150 santimi, ağırlıkları da 90-100
kiloyu bulabiliyor.
15-20 yılda ergin hale gelen
Caretta Caretta'lar, oriantasyon denen ve henüz çözülemeyen bir
nedenle yumurtadan çıktıkları kumsaldan başka bir yere
yumurtalarını bırakmıyorlar. Dişiler genellikle 2 veya 3 yılda
bir yumurta bırakıyorlar. Eğer kışı Dalyan'da geçirmemişlerse,
üreme zamanından önce Mart ayında erkek ve dişiler Dalyan
Deltası'nda toplanıyorlar. Bir taraftan beslenirken, diğer
taraftan kendilerine eş arıyorlar. Dişiler için zaman zaman
erkekler arasında sert kavgalar da yaşanıyor.
Dişinin erkeğini seçmesinden
sonra, diğer erkekler onları rahatsız etmiyorlar ve sadece uzaktan
izliyorlar.
Günler süren sudaki oynaşma sırasında erkek Caretta, çeşitli
sesler çıkartıyor.

Yumurtaların tamamının döllenmesinden sonra
dişinin dinlenme ve yumurtalarını olgunlaştırma süreci başlıyor.
Deltada
özellikle yengeç yiyerek iyice beslenen ve yumurtalarını
bırakacak hale gelen dişi, erkekle beraber İztuzu
Kumsalı'nın deniz tarafına geçiyor.Dişiler
içgüdüleriyle, yavruların dolunayda veya dolunaya yakın
günlerde dünyaya gözlerini açmalarını hesap ederek
kumsala çıkıyorlar. Kumsalda, kendisini rahatsız eden bir
şeyle karşılaşırsa, yumurtasını bırakmadan geri dönüyor.
Carettalar insanları tehlike olarak görmüyorlar ve onlar
varken yumurtalarını bırakabiliyorlar. 1988 yılında Dalyan'ın Özel
Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmesinden önce Dalyan halkının
İztuzu Kumsalı'nda baraka şeklinde yazlıkları vardı. Ama hiç
kimse barakasını kaplumbağaların yumurtladığı alanın içine
kurmamıştı. İnsanlar varken de Caretta'lar kumsala çıkıyor ve
onların yanında yumurtalarını bırakıyorlardı. Belki de kumsalda insanların
bulunması yararlı bile oluyordu. Yırtıcı kuşlar, yengeçler ve
tilkiler, insanlardan ürktükleri için yumurtalara zarar
veremiyorlardı.

DOĞUM GİBİ...
Kumsala çıkan dişi, yumurtaları
bırakmak için acele etmiyor. Biz, yumurtaların bırakıldığı
çukura yuva diyoruz. Benim izlediğim bir kaplumbağa,
önce denize yakın bir noktada yuva kazmaya başladı. Sonra
vazgeçti. Biraz ileride, yuva süsü verdiği işaretler yaptı.
Üçüncü yerde ise gerçek yuvasını kazdı. 3 ayrı yerde yuva
denemesinin
nedeni, yumurtaları arayan diğer hayvanları yanıltmak veya
yumurtaları rutubetten korumak olabilir.
Yumurtalarını
bırakacak kaplumbağa, karar kıldığı yerde yuvayı arka
yüzgeçleriyle kazıyor. Sağ ayağını burgu gibi kullanırken, sol
ayağıyla da kürek gibi kumu dışarı atıyor. Sağ ve sol
arka yüzgeçlerini sırayla kullanan anne kaplumbağa, yeterli
derinliğe ulaştıktan sonra yumurtaları bırakmaya başlıyor.
Ortalama 80-100 yumurtanın bırakılması saatler sürüyor. Uzun
aralıklardan sonra bazen bir, bazen de birkaç yumurta art arda
bırakılıyor. Çok zorlanan annenin gözlerinden sürekli yaş
akıyor. Yumurtaların tamamını bırakan anne, yuvayı kapattıktan
sonra bitkin bir halde denize dönüyor.
Anne kaplumbağanın kumda bıraktığı tank paleti benzeri izler,
yumurtaların yerinin kolayca bulunmasına neden oluyor.
Görevlilerin yumurtlamadan sonra süratle yumurtaların üzerine tel kafes koymaları ve
izleri yok etmeleri gerekiyor.
|
BOŞA GİDEN ÇABALAR
Yumurtalar, çok defa yengeçler,
kuşlar ve tilki, köpek gibi hayvanlar tarafından bulunarak
yenmektedir.
Bazen yumurtalar rutubette kalmakta, yeterince ısınamadıkları
için bozulmaktadır.
Yumurtaları korumak için yumurtaları bırakıldıkları yerde
korumanın dışında
|
|
 |
bir başka yöntem daha uygulanmaktadır. Bu yöntem,Pamukkale Üniversitesi öğretim üyeleri ve öğrencileri tarafından
Dalyan'da da uygulandı. Bu yöntemde, kumsalda rutubetli olmayan, meraklı insanların gözlerinden uzak korumalı bir alan hazırlanıyor.
Sonra tüm yumurtalar buraya naklediliyor. Başında sürekli nöbetçi olduğu için yumurtalara zarar verecek hayvanlar yaklaşamıyor.

İztuzu
Plajı'nın hemen arkasında yer alan Türkiye'nin ilk ve tek Deniz
Kaplumbağaları Araştırma, Kurtarma, Tedavi, Rehabilitasyon ve
Bilgilendirme Merkezi görevlileri bu yöntemden vazgeçmelerinin nedenini
şöyle açıkladılar:
"Biz
kaplumbağaların üremesinin tamamen doğal yollarla olması taraftarıyız.
Bu yöntemden vazgeçmemizin çeşitli nedenleri var. Birincisi, bu
alan plaja yüzmeye gelenlerin daha çok dikkatini çekiyor. Buradaki
görevli Pamukkale Üniversitesi'nin öğrencileri gönüllü olarak çalışıyor.
Bu arkadaşları yaz sıcağında bu yuvaların başında bekletmek çok büyük
cezadır. Bu yöntemden vazgeçmemizin en büyük etkenlerinden biri de başka
hayvanlarda görülmeyen, kumun sıcaklığına göre
yavruların
cinsiyet değiştirmesi. Biz yumurtaları başka yere taşıdığımızda, kum çok
sıcaksa bütün yavrular dişi, kum yeterince ısınmazsa bütün yavrular
erkek oluyor. Bu da ekolojik dengenin bizim tarafımızdan bozulması
anlamına geliyor."
|
İztuzu Kumsalı, Küçük Plaj tarafı hariç yaklaşık 5 bin 400 metre
uzunluğunda. Buraya geceleri kaç kişi nöbetçi bırakırsanız
bırakın, kumsala tamamen hakim olmak mümkün değil. Özellikle
tilkiler, geceleri kumsala kadar iniyorlar. Koklayarak
yumurtaları da kolayca buluyorlar. Eşiyorlar ama yumurtalara
ulaşamıyorlar. Çünkü her yuvanın üzerine yumurtlamadan sonra tel
kafes konuluyor. İnsanların orada yumurta olduğunu anlamamaları
için de anne kaplumbağanın bıraktığı izler siliniyor.
Her şey olumlu olursa, yumurtalardan 55-60 gün sonra yavrular
çıkıyor. Yavrular, |
|
 |
yumurtadan gündüz çıksalar dahi,
içgüdüleriyle kumun altında geceyi bekliyorlar.
Çünkü, kavurucu sıcakta ortaya çıkarlarsa, denize ulaşamadan ölebilirler!
Gece olunca topluca harekete geçen yavrular, mehtabın yardımıyla
denizden yansıyan yakamozlara yöneliyorlar. İşte bu nokta çok
önemli. Çevrede başka bir ışık kaynağı varsa, yavrular yanılıp
deniz yerine o ışığa yöneliyorlar. Yanlış yöne giden yavruları görevlilerin yardım
edip denize bırakmaları da sorunu çözmüyor. Yavruların tekrar bu
sahili bulabilmeleri ve nesillerini sürdürebilmeleri için
yumurtadan çıktıktan sonra denizi kendilerinin bulmaları
gerekiyor.
 |
|
SALDIRAN SALDIRANA
Yumurtaları gibi, yeni dünyaya
gelen yavrular da kurda kuşa yem oluyor. Yumurtalara
saldıranların dışında denizde de çeşit çeşit yırtıcı balıklar
onları bekliyor. En çok zararı verenler ise tahmin edilemeyecek
bir kuş: Kum bıldırcınları. Bunlar, yumurtaları bularak, yeni
çıkmış yavruları
avlayarak Caretta Carettalara martılardan bile
fazla zarar veriyorlar.
|
İçinizi karartmayalım. İztuzu Kumsalı gibi korunan ve
betonlaşmadan uzak kalabilen kumsallar sayesinde Caretta
Carettalar nesillerini sürdürebilecekler. Bu hayvanlarla ilgili
araştırma yapan bilim adamları, her yuvaya bırakılan 80-100
yumurtadan birkaç tanesinin ergin hale ulaşmasının bu sevimli
hayvanların dünyadaki varlığını sürdürmelerine yeterli olacağını
söylüyorlar.
MUTLU SON
Tüm olumsuzluklara rağmen,
Dalyan'a bırakılan yumurtalardan denize ulaşan yavru sayısı
ortalamaların çok üzerinde. Hem bozulan yumurta sayısı az, hem
de kumsalın büyük bölümünün 2 tarafı da su olduğu için tilki ve
benzeri hayvanlar yumurtalara ulaşmaları
zor. Tanrı belki de Caretta Carettaların
neslinin tükenmemesi için 2 tarafı da su olan İztuzu Kumsalı'nın
yaratmış.

Denize ulaşmakta geç
kalan yavrular, güneşin ilk ışıklarıyla suya koşuyorlar. |